05/05/2024
Avlanmak insan olma potansiyelimiz bu sözcükle eşleşmesi mümkün mü ,bütün yaşananlar hayata kalmak adına geliştirdiğimiz savunma ve atak yeteneklerimizle bilinç düzeyine ulaşmamız mümkün gibi görünüyor.
Diğer bir açıdan bizi insan olma potansiyele ulaştıran avantaj sağlayan güdülerimizden vazgeçemiyorsak bu bir düzeye olaşmışız aldatmacasından öteye geçemez,öyleyse yaşanan kargaşanın kaynağı bize üstünlük sağlayan alışkanlıklarımızı sürdürüyor olmamız yeni bir düzeye oluşamamamızın nedeni olması mümkün,yapmamız gereken ödülle elde edilen zafer sarhoşluğundan ve yenilgiyle neticelenen kurban mağduriyeti duygularından kaynaklanan çarkın dışına çıkabilmek için yeni anlayışlar olmalı ,bu yeni anlayış zihnin dışında olduğu gerçeği açık, aksi halde onu farketmiş dolaysıyla bu tekdüzeliği sürdürüyor olamazdık.
Yenilikle olanların hayatı sürdürmenin tekdüzeliğini aştığını ve insan olma bilincine ulaşmamızın kaynağı olabildiyse ,olabileceklerin farklı düzeylere ulaşabileceğimiz anlamında burda farketebiliriz.
Asıl önemli olan yeniliği mümkün kılan şeyin temelinde çaba göstermek olduğunu anlayışını kabullenmemizdir,herne olursa olsun teknik yöntem eylem olmadan aynı olanın tekerinde olucağımızı kavramamız yaşamsal önemini kavramak uyanışın mihenk taşı olucaktır,
Bu uyulanışın temelini uluşturanın genel tavırlarımızın kayağını oluşturan düşünce ve eğilimlerimizin olduğunu gördüğümüzde onları sürdürmekten vazgeçebilir ve yeni deneyim ve olma halleri için engeller yaratmanın ötesinde sebepler aramaya başlamamız böyle mümkün olur ,başarının kriteri,bu olguyla eşleşen olumlu ve olumsuz tavırları farketmektir.
25/04/2024
Bilinçimiz var mı gerçekte ben diye bir algımı yaratırız, düşünmekle düşünceye maruz kalmak arasında nasıl bir ilişki var ve nasıl anlam kazanmamız mümkün.Bütün bu sorular karşısında durup öylece kaldığımız konuların olması cevapların önemini çokta anlamlı kılmıyor,çünkü onu cevaplayacak olan kendi dışında bir şeyle bütünleşebilmeli bir diğer anlamda kendini hem yoketmeli hemde yeniliğine neden olabilecek yeniliğe adım atabilme cüretinde bulunabilmeli.Zihnimizde farklı komuta merkezleriyle kararları alan bilincimizin ilgisi için yarışan geribildirim döngüsünün kakofonisi egemendir.Sürekli kararları alan ben kendi bilinç altımız yaratılan bir illüzyondur.Yani bir ben yoktur,olmuş olsa başlangıçtan beri kendimiz diye varsaydığımız anların toplamından beri sürekli değişen algının yaratımları kimler olurdu,birçok ben oldu ve olmaya devam ediyor.Öyleyse kararları alan yöneten bir benlik yoktur,beyninin herbir tarafına yayılan olaylar girdabı mevcuttur.Bütün olaylar ilgi için birbirleriyle yarışırlar yüzeyde olabilmek için,her bir işlem daha sesli olduğunda beyin olayı mantıklı kılar,başından beri olayı yöneten tekbir benlik olduğu algısını oluşturur.Prefrontal korteks karaları alır.Hayvanlarda içgüdüsel olan bu olay insanlarda duygulardan gelen bilgiyi inceleyip daha üstün düzeyde kararlar alınır.Bunun anlamı duygularımız bizim yönelimlerimizi belirler.Alışkanlıklarımızın ,mizacımızın , kişiliğimizin dolayisiyla ben kavramının oluşumunu oluşturan maruz kaldığımız yada kendinimizi maruz bıraktığımız duygularımızın neticesiyle oluştururuz.Gerçekte duygularımız üstünde çok az bilinçli kontrolümüz vardır.Çünkü insan formu yüksek düzeyde her yönüyle alıcılarla evrimleşmiştir yaşamı devam ettirebilmek için.Ses ,görüntü,koku,dokunma,tatmak dahası analiz öngörü ,anılarımıza ve olabileceklere erişim ,bütün bu geribildirim evrelerinde bilinçli kontrol bilinç altına oranla %5 gibi bir orana denk gelir.Bu denklemde söz konusu kontrolü olabilmek için idea çabaları ve bir benlik içinde bulunmak için harcanan enerji bütün algıyı belirli bir varsayımda sabitlemekte eşleşir.Bilinçli kontrolden bilincinde olabilme yeterlik düzeyine ulaşmak mümkün..
10/04/2024
Doğada neye bakarsanız hareketin temel olduğu görsünüz.Neticesinin genişlemek olduğunu gördüğünüzde aradığınız amaç,sonuç gibi kavramların sonda olamayacağını görmemek için gözlerinizi kapatmaya devam etme ısrarınız olması,dilek diye adlandırdığınız beklenti adı altında diğerine ulaşma senaryolarınızın olumsuz olma koşuluna bağlı olan korkularınız, endişeleriniz ve telaşınızın tek kaynağının kendiniz dışında olmadığını ,tüm meşgul olma çabanızın altındaki niyetin kendinizle karşılamamak için olduğunu ,kaçtığınız ve tahammül edemediğiniz şeyin kendiniz olduğunu görmek için olduğunu farkettiğinizde,daha fazla sürdüremeyeceğinize neden olucağını ve dolaysıyla değişmeniz gerektiği bilincine varıcağınıza ve artık ertelemeye çalışamayacağınızı anlamamıza neden olur.Gelmek istemediğiniz bu noktanın asıl nedeni konforumuzu bozmaya ve kendinizi rahatsız etme cüretinde bulunamamanızdır,öyleyse soru şu olmalı neden burada ısrar edersiniz,farklı olmak istemenize rağmen neden geride bırakma cesareti göstermezsiniz,şüphesiz burada cevap maruz kaldığınız her ne varsa bütününün toplamı olduğunuz gerçeğini gördüğünüzde her hangi bir şeyi bırakmanın kendinizi bırakmakla eş anlamlı olduğunu ve boşlukta yaşayacağınız ,bilinmezliğin sizi hangi yöne götüreceğini kestirememenizden kaynaklanan korkunuz ve endişeniz dışında başka bir şey olamaz ,dolaysıyla burada bir an meselesi olamayacağını bununda düşünceye ara vermekle belirli tekniklerle yapmakla eylemle bilinçli katılımla beden duyarlılığını değiştirebilmekle algınızın ve bakış açımızın değişebileceğini bilmek değişimin mümkün olduğu anlamına gelir.Bunun için yapılması gereken düşüncenin dışında çaba göstermektir.
08/04/2024
YALAN YAŞAMI TEHDİT EDENDİR.
Bir kişi yalan söylediğinde aynı zamanda doğrusunu bilir.Yalanı uydurur hızlıca gerçekle analiz eder.Bu yüzden daha fazla enerji harcar.Bu dikkatin dağılması anlamına gelir.
MRG(mikroskobik rezonans görüntüleme)de yoğun enerjinin düzensiz nefes biçimiyle eşleşmesinden düşük dalga boyu sinyaller gözlenmesiyle kargaşanın mevcut olduğu tanısıyla yorumlanır.Özelikle orbitofrontal korteks(diğer fonksiyonlarıyla birlikte bişeyler yanlış gittiğinde doğruluk kontrolü yapar.)aktif hale gelir.Bu alan göz kürelerimizin hemen yanında bulunur,yalan söyleme esnasında göz karalı davranmaz,endişe ve kaygıyla eşleşen tavır bakışların saklananın ifade edilebileceği kaygısıyla bakışlar kaçırılır,dikkat dağınıklığı bu yüzden olur.Dış sinyaller algılayabilirse orbitofrontal korteks doğru ve yalan arasındaki farkı anlar ve etkin hale gelerek sonu verir...Yalanı anlamıyorsak bunun önündeki tek engel beyin analiz merkezi olan orbitofrontal korteksten gelen sinyali oluşturabilmesi için eşleşemeyen gözlem ve duyu alıcılarınızın geri bildirim mekanizması oluşturamamasıdır.Yeterince duyarlı olmak dış olanı kavramak yaşamı korumak için önemli koşul olmuştur tarihte.Bu koşul değişmemiş yalnızca farkedelemeyen tehditler oluşmuştur.Anlık tehditler yada zamana bağlı uzun vadeli tehditler karşılaştırıldığında bütün bir ömür sömürülmek bir anlık tehlikenin sonuçlarına kıyasla önemli fark vardır.Hayatınızda farkındalıkla olamıyorsanız bilmeniz gereken her anın sömürülüyor olduğunuz gerçeğinin acı sonuçlarıyla eşleşeceğinizdir.Gerçek hayata duyarlılık koşulu bilinçli hareketle bedeni dış olana duyarlı kılmakla mümkündür,bu uluşursa aldanmaz kendine karşı bilinçli farkındalıkla çevrenizde tehdit ve tehlikelerle değil kendinden emin tavırla olucağınız ve o tavırla eşleşeceğiniz anlamına gelir.İzin vermediğiniz hiçbir şey sizin çevrenizde olamaz.
29/02/2024
Doğada neye bakarsanız hareketin temel olduğu görsünüz.Neticesinin genişlemek olduğunu gördüğünüzde aradığınız amaç,sonuç gibi kavramların sonda olamayacağını görmemek için gözlerinizi kapatmaya devam etme ısrarınız olması,dilek diye adlandırdığınız beklenti adı altında diğerine ulaşma senaryolarınızın olumsuz olma koşuluna bağlı olan korkularınız, endişeleriniz ve telaşınızın tek kaynağının kendiniz dışında olmadığını ,tüm meşgul olma çabanızın altındaki niyetin kendinizle karşılamamak için olduğunu ,kaçtığınız ve tahammül edemediğiniz şeyin kendiniz olduğunu görmek için olduğunu farkettiğinizde,daha fazla sürdüremeyeceğinize neden olucağını ve dolaysıyla değişmeniz gerektiği bilincine varıcağınıza ve artık ertelemeye çalışamayacağınızı anlamamıza neden olur.Gelmek istemediğiniz bu noktanın asıl nedeni konforumuzu bozmaya ve kendinizi rahatsız etme cüretinde bulunamamanızdır,öyleyse soru şu olmalı neden burada ısrar edersiniz,farklı olmak istemenize rağmen neden geride bırakma cesareti göstermezsiniz,şüphesiz burada cevap maruz kaldığınız her ne varsa bütününün toplamı olduğunuz gerçeğini gördüğünüzde her hangi bir şeyi bırakmanın kendinizi bırakmakla eş anlamlı olduğunu ve boşlukta yaşayacağınız ,bilinmezliğin sizi hangi yöne götüreceğini kestirememenizden kaynaklanan korkunuz ve endişeniz dışında başka bir şey olamaz ,dolaysıyla burada bir an meselesi olamayacağını bununda düşünceye ara vermekle belirli tekniklerle yapmakla eylemle bilinçli katılımla beden duyarlılığını değiştirebilmekle algınızın ve bakış açımızın değişebileceğini bilmek değişimin mümkün olduğu anlamına gelir.Bunun için yapılması gereken düşüncenin dışında çaba göstermektir.
29/02/2024
Bildiğimiz yaşayan canlılar arasında geleceği simüle edebilen tek canlı insan, çoğu insana özgü özelikler fayda sağlamış olsada ,zihnin davranış biçimi doğrusal zamanın dışında gelecekte yada geçmişte var olmayı sürdürmesi doğru anda bulunma yetisini yetirmesi maruz kaldığı duygudan çıkamamasıyla önemli sorunlaranların kaynağıdır,buna çeşitli isimler verilebilir bağımlılık saplantı,kavrayamama ,aşamama gibi.Basit bir örnek vermemiz gerekirse bu konuya ucu sivri bir mızrağın sivri tarafı diğer yöndeyse karşı için tehlike,sizin yönünüze de ise sizin için tehlike olur, bu anlamda zihinde böyle davranır.Denge kavramı bu yüzden gereklidir,devamlılık ve ilerisi için,ilerisi düşünülmeye veya kurgulanmaya başlandığında,kaçırılan nokta var olanla yani mevcut olanla bunu sürdürmek bulunan anıda dahil ederek zamanı kaçırmak ve geçmişi tekrarlamak anlamına gelir ,yeni bir fikir var olanla mümkün olmaz,var olabilmesi için düşüncenin görünenin,hissedilebilenin ve algı yoluyla iletişimin mümkün olması gerekir ,iletişimin yolu yalnızca diğeriyle fikir alış verişi anlamına gelmez,bir nesne veya var olan herhangi bir şey de bize çok şey anlatabilir,dilllerini öğrenmek yeterli,söylemek istediklerini anlarsak bu sayede geçmişi ve orada olanları bilebiliriz,izleri takip etmek insanın hayata kalmak için geliştirdiği bir özellik,çağdaş yaşamda da avantajını bilinemeyeni bilebilmemize olanak sağlayarak önemini koruyor,dolayısıyla araştırmak, bakmak,incelemek gözlemlemek ve diğer yöntemler bir şeyler hakkında bilgi sahibi olmamıza ve karanlık yönleri aydınlatmamıza sağlar.Dış çerçevede bu olurken,zihnimizde tıpkı bu şekilde olur ,daha önce ateşlenmeyen nöral ağlar ateşlenir ve zihnimizin karanlıkta kalan bölümleri aydınlanır,tamda bu yüzden geniş düşünen kişilere aydınlanmış ve farketmiş farkında diye hitap edilir .Karanlık olmasa aydınlatılacak bir şey de olamazdı, bir biriyle ilişkili olan bu iki anlam ayrı olmaktan bir bütünü temsil eder.Asıl konu duyarlılık düzeyine ulaşmanın sürüdürülen düşünceyle değil bilinçli hareketle vücudun yenilenebilmesiyle mümkün olduğunu kavrayabilmektir.
25/02/2024
Duygunun tanımı maruz kaldığınız dışsal olana geri bildirim yoluyla kanınızda zihninizin yorumuyla aktivite yaratan kimyasaldır,düşünceye maruz kalmanız düşünüyor olduğunuz anlamına gelmez,düşünce analiz etmek,fikri ilerletmek yani formüle etmek anlamına gelir,dışsal olanı algılayıcılarımızın duyarlılığı belirleyici olur,bu yüzden farklı yorumlar oluşur.Herkes aynı duyarlılığa sahip değildir, öyle olsa herkes olmaz aynı siz olur heryerde.Biyolojik düzeyde farklı yerlerde aynı ağaçların olmaması nasıl doğalsa bu prensip insan içinde geçerlidir ve bu yüzden seninle aynı fikirde olmayanlar oluyor.Dolaysıyla bu bir düşünce biçiminden ziyade algılama düzeyidir.Düşünebilsen dış olanla eşleşmeden gerçekleşmesiyle mümkün olurdu,o sana kurgu yapabileceğin bir anı verdi, onu gözlemlemedin yada analiz yapmadın yalnızca bir bakış,ses ,koku,dokunma hissiyle oldu yani diğer adıyla kendi dahilinde olanla iletişim kurmuş olmak anlamına gelir, düşünce var etmek değildir, zaten var edemezsin olmuş olanı,kuantum alanında bütün potansiyeller vardır ve sen diye sözü edilen de ona dahildir,fiziksel sınırları belirli olan vücudun değil bunu anlayabilirsen kendini sınırlamaktan dış olanla bir bağ kurduğunu ve bu bağla ona dahil olduğunu kavraman mümkün,bir an nefes almazsan varlığının bir anlamı kalmıyor,bütünle bağın olan nefes diğer anlamda seni ona dahilde eder.Ayrı olduğunu varsaymanın nedeni bilinçili katılım olmadan nefes alıyor olmandır, bazen farkına varsanda acil durumlar dışında değil yada söz konusu olduğu zaman ,diğer zamanlarda o otonom sinir sisteminin kontrolündedir.Neredeyse her şeyin olduğu gibi yürümek ,kavramak, yemek, izlemek ve anılarla kurguda yaşamak gibi ,dahilinde olanla iletişim kurmakla yeni bir eylem oluşmuş olurdu, eşleştiklerinle kurguda olmak değil. Bu eyleminle senden düşünür icatçı bilim adamı diye bahsedilirdi,henüz bir icadın yoksa hiç düşünmediğini bilmek şaşırtıcı olur,iyi haberse çabayla olacağını bilmek gelişim budur,umutla ertelemektir ve ben senden umutlarını almak gerçeklikle vermek için burdayım.
13/02/2024
Ses dalgaları boşlukta hareket edemezler ışık gibi tutunucakları atomlar olması gerekir hava ,su ve taş gibi,ışık ses dalgalarından bir milyon kat daha hızlıdır,materyalin dalga boyu düştükçe görülebilir olur,düşük dalga boyu kısıtlı düşüncenin var olmasıyla mümkün olur,bunlar gözlemcinin nefret kin öfke içinde olduğunun ifadesi olur, buda değişmez,zor aşılan ve çözülen materyali ifade eder.Fikirleri sabitleşmiş değişmeyen insanların gözlerinin durağan bakışlarının anlamsız olmasının kaynağı duyarlılıklarını kaybetmiş olmalarıdır,sizinle tartışmazlar bunun kaynağı bildiklerinin doğruluğu değil korkudur,cüret edemezler.Çünkü hayatlarını adadıklarının doğruluğunun sarsılması korkusu ve şüphesi vardır,gerçekte biliyor değil inanmış olanlardır.Sevgi materyalin en yüksek dalga boyudur orda endişe, korku şüphe barınmaz bunun kaynağı histir bilmektir,inançla varsayımla ilgili olmadığı için tereddüt yoktur.Doğanın kanunlarını bilmek doğayı bilmek ihtiyaçından kaynaklanmaz.Gerçekte ne kadar uzakta olanı öğrensende yakın olanı farketebilmek içindir o.Ulaşılamayan uzaktaki değildir.Hiç varsalamayacağın kadar yakın olandır tek gereklilikse algı için duyarlı ve canlı kalmaktır..
01/02/2024
Doğma olan diğerinin sunduğu burçlar inanışlar ve benzeri sizi tanımlamaya ve sınırlarınızı belirlemeye niyetli düşünceler size farklılık kazandırır düşüncesiyle nasıl olsa hazır bir potansiyelde sunuluyor geriye kalanda ona inanmak başka bir şey istermisiniz, gerekte yok zaten her şey hazırsa oturup seyretmek yeterli ama olmuyor görünüşe göre,sadece gözlerin dahil olması duygu deneyimi için yeterli değil dahası için ne yapmanız gerek,gerekte kim yapıcak tembellik hazırcılık varken kim gidip yıldızlara bakıp evrende neyin ne zaman hangi zamanda hizalandığını ve bununla oluşan enerjinin dünya üzerindeki etkisiyle orda var olanın enerjisinin kaynağı ve dalga boyunun farklılıklarıyla potansiyellerin belirlendiğini.Bu potansiyelin olmuş olmasının onunla örtüşmemiz olasılığının olmasının o olasılıklara nasıl ulaşacağımızı nelerle ,hangi tekniklerle ve davranışlarla onlara ulaşmamızın mümkün olduğunu bilmeden evet bu zamanda dünyaya geldik böyle olmamız gerektiğine inanmaktan kolay ve basit ne olabilir.Cehalet asla kusur değildir asıl sorun üşengeçlik hazırcılıkla diğerine adamaktır kendi, benliğin yerine diğerinin senin olduğunu varsaymak insanın kendine yapabileceği en büyük haksızlık olur,doğrusu kimse sana bişey yapmaz herne yaparsan bunu kendin yapabilirsin kendine..
01/02/2024
SAHİP OLDUĞUMUZ
Etrafına bakan akıllıdır, içine bakan bilgedir.Bir düşünce dünyasında yaşıyoruz, gerçeklikte değil.Düşünce gerçeklik değildir; yine de gerçeklerimizin yaratıldığı düşüncedir.Her birimiz, yanımızdaki kişiden çok farklı olan kendi dünya algılarımızla yaşarız.Buna bir örnek, bir kafede oturmuş çeyrek yaşam varoluşsal krizi yaşıyor olabilirsiniz, herkesin kendi hayatı varmış gibi göründüğü halde, kendi hayatınızla ne yaptığınız hakkında hiçbir fikriniz olmadığı konusunda tamamen stresli olabilirsiniz. birlikte, insanlar huzur içinde izlerken, yanınızdaki kişi taze demlenmiş içkisini keyifle yudumlarken.İkiniz de aynı kafedesiniz, aynı aromayı kokluyorsunuz, etrafınız aynı yabancılarla çevrili ama dünyanın ikinize de nasıl göründüğü bundan daha farklı olamaz.Çoğumuz tamamen aynı olaylardan geçiyoruz ya da aynı anda aynı yerde bulunuyoruz, ancak dünyayla ilgili tamamen farklı deneyimler yaşıyoruz.Peki neden?
Gerçekte değil de düşünce dünyasında nasıl yaşadığımıza dair başka bir örnek. 100 farklı kişiye gidip her birine paranın onlar için ne anlama geldiğini sorarsanız, kaç farklı cevap alacağınızı düşünüyorsunuz? 100'e yakın farklı cevap!
Para teknik olarak aynı şeydir, ancak her insan için farklı bir anlam ifade eder. Para zaman, özgürlük, fırsat, güvenlik, iç huzuru anlamına gelebilir ya da kötülük, açgözlülük ve insanların suç işleme nedeni anlamına gelebilir. Şimdilik hangisinin doğru ya da yanlış olduğuna girmeyeceğim (ipucu: doğru ya da yanlış cevap yok, ama bu farklı).Bütün bu farklılıklar gösteriyorki dış olanı yani dışımızda kalanla olan iletişimimizin sonuçlarını bedenimizde hissediyor ve zihnimizde yorumlayıp kayıt ediyoruz,farklılıkların olması anlamlıdır ve bu anlamı zihnimizle değil bedenimizle oluştururuz,bedeni bir yerlerde unutur zihin hapisanesine sıkışıp kalırsak sonuçları katlanılmaz düzeye geldiğinde sahip olduğunu düşündüğümüz zihnimizide kaybederiz.Açıkça anlaşılması gereken şu bedenimiz sahip olduğumuz ve sahip olabileceklerimizi belirleyendir.
̧fetteyiz
27/01/2024
Doğma olan diğerinin sunduğu burçlar inanışlar ve benzeri sizi tanımlamaya ve sınırlarınızı belirlemeye niyetli düşünceler size farklılık kazandırır düşüncesiyle nasıl olsa hazır bir potansiyelde sunuluyor geriye kalanda ona inanmak başka bir şey istermisiniz, gerekte yok zaten her şey hazırsa oturup seyretmek yeterli ama olmuyor görünüşe göre,sadece gözlerin dahil olması duygu deneyimi için yeterli değil dahası için ne yapmanız gerek,gerekte kim yapıcak tembellik hazırcılık varken kim gidip yıldızlara bakıp evrende neyin ne zaman hangi zamanda hizalandığını ve bununla oluşan enerjinin dünya üzerindeki etkisiyle orda var olanın enerjisinin kaynağı ve dalga boyunun farklılıklarıyla potansiyellerin belirlendiğini.Bu potansiyelin olmuş olmasının onunla örtüşmemiz olasılığının olmasının o olasılıklara nasıl ulaşacağımızı nelerle ,hangi tekniklerle ve davranışlarla onlara ulaşmamızın mümkün olduğunu bilmeden evet bu zamanda dünyaya geldik böyle olmamız gerektiğine inanmaktan kolay ve basit ne olabilir.Cehalet asla kusur değildir asıl sorun üşengeçlik hazırcılıkla diğerine adamaktır kendi, benliğin yerine diğerinin senin olduğunu varsaymak insanın kendine yapabileceği en büyük haksızlık olur,doğrusu kimse sana bişey yapmaz herne yaparsan bunu kendin yapabilirsin kendine..