10/01/2026
📮En az ne söylediğimiz kadar onu nasıl söylediğimiz de ÖNEMLİDİR!
✅ Beden dilimiz sözlerimizden önce konuşur.
📍 Belki yaşamışsınızdır, zorlu anlar yaşadığınızda çocuğa bağırmamak için kendinizi tutarsınız, belli etmemeye çalışırsınız. Siz kendi içinizde bu savaşı verirken çocuk çıkar ve “Anne/baba bana bağırma!” der.
Belki bu durumu yaşayan bir çok ebeveyn tuttuğunu da orada bırakıp “BEN SANA BAĞIRMIYORUM” diyerek çocuğa gerçekten bağırmaya başlar.
Bu size ne anlatıyor?
🌱Çocuklar kelimelerin ardındaki duyguları, çıkış noktamızı sezerler. Gelişimleri dolayısıyla sorsanız bunu adlandıramaz, tam anlatamazlar.
👧Bu sahnede çocuğun, bağırmamak için dişini sıkan ebeveyne, “bana bağırma” demesi aslında,
“Sözlerin beni acıtıyor, şu an ne kadar kızgın, üzgün, tükenmiş olduğunu görüyorum. Kelimelerin bağırmasanda kulaklarımda patlıyor” demek ister bir nevi.
🫤Hiç kızmayacak mıyız? İnsanız tabii ki öfkelenmek, hayal kırıklıkları, üzülmek bizim için. Önemli olan tüm bu duyguları nasıl yönettiğimiz.
📍Bir güzel bir de kötü haberim var📥
Kötü haber; çocukla 7/24 gözlemler özellikle duygularını düzenlemeyi bizden öğrenirler. (Çünkü gelişim itibariyle bu donanımla gelmezler) Duyguları anlama, kabul etme ve yoluna devam etme konusunda zorlanıyorsak çocuk da bunu görerek büyüyor. Kızınca direk patlıyorsam, bir olay beklemediğim gibi geliştiğinde kocaman kocaman tepkiler veriyorsam çocuk ta bunu görerek büyümüş olur.
♥️ Güzel haber ise; Çocuklar zorlu duygularla başa çıkmayı da, da bize baka baka öğrenirler. Öfkelendiğinde durabilme, kendi duygularından dolayı başkalarını suçlamama, duygularının sorumluluğunu alma, hata yapsa da yükselse de sakinleştiğinde onarma, gerekirse özür dileme, duygusal esneklik vb konularda da bize bakarak öğrenirler.