ALKIM SPOR

ALKIM SPOR

Share

BİZ 33 YILDIR SPOR CAMİASINA HİZMET VERMEKTEYİZ.NİKE BASKETBOLDA TÜRKİYEDE TEK NOKTAYIZ .NİKE MEDİKALLER 33 YILDIR HİZMET VERMEKTEYİZ.nike büyük numaralar .

Nike air max. NİKE BASKETBOLDA ,BARBOUR KAZAK,BRAX PANTOLON NİKE MEDİKALLERDE 02163301948

07/01/2017
09/12/2016

Barbour Mens Crew Neck, Sean Marshall
This crew neck knit from Barbour for the AW16 collection is crafted from 100% super soft Lambswool, featuring a crew neck and ribbing to the cuffs and hem. Finished with Barbour shield embroidery to the chest.
• 100% Lambswool
• 12GG
• Branding to the chest
• Our model has a 38" chest and wears a size medium

09/12/2016

Barbour Mens Crew Neck, Marsh

09/12/2016

Barbour Essential Lambswool Half Zip Jumper

Ideal for the colder months this Essential Lambswool Half Zip Jumper from Barbour is great when layering over tees and shirts for extra warmth. Styled in a relaxed fit and crafted from 100% lambswool it promises to keep you warm, be super comfortable and have a luxurious feel to it. Finished with a warm funnel neck with a branded ring puller and ribbed collar, cuffs and hem which add to the durability and feel of the garment.
Part of the Barbour Core Essentials Collection
100% Lambswool
Back Length: 26 ¼ - 28 ¾ / 67cm - 73cm
Hand Wash Only
Product Code: Navy MKN0339NY71

03/12/2016
Photos 02/12/2016

İTHAL MERCİMEKTE KANSER TEHLİKESİ!

Bu başlıklı haberi geçen sene gazetelerde okumuş TV'lerde izlemiştik.Canan Hoca da TV konuşmalarında mercimek yemeyen Kanada'dan mercimek ithal ediyoruz diyordu. Bugün Datça'da büyük bir süpermarkette dolaşırken birden mercimeğin etiketine bakmak aklıma geldi. Yazılar şeffafın üzerine basıldığı için çok zor okunuyordu. Adeta okunmasın diye o şekilde basılmıştı. Bir de gördüm ki bu mercimek Kanada'dan ithal edilmiş. Biz mercimeği Datça Pazarı'nda köylüden veya ata tohumundan üreten çiftliklerden alıyoruz. Asla ithal ürün kullanmıyoruz. Siz mercimek alırken etiketini okuyor musunuz? Bu satılan ithal ürünün "temiz" olduğunu (ilaçsız) varsaysak bile bizim kendi köylümüzün ürününü almak dururken elalemin üreticisini neden zengin ediyoruz? Şimdi bu haberi bir hatırlayalım.

"İthal mercimekte kanser tehlikesi!

GDO’lu ürünlerin yüzde 80’inde kullanılan ‘glifosat’ insanlarda muhtemelen kansere neden oluyor. Kanada ve ABD’den Türkiye’ye ithal edilen mercimeklerin çoğunda bu ot ilacının kalıntıları bulunuyor.
Dünya sağlık Örgütü’nün (WHO) kanser kuruluşu Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu GDO’lu ürünlerin yüzde 80’inde kullanılan ot ilacının (herbisit) etken maddesi olan ‘glifosat’ın insanlarda muhtemelen kansere neden olduğunu açıkladı.
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya ise “İnsanlarda muhtemelen kanser yapar” sözünün hafife alınmaması gerektiğini altını şu sözlerle çiziyor; “Çünkü doğrudan insanlarda deney yapılması mümkün değil. Hayvan deneyleri ile bu sonuca ulaşılıyor.”

Organik tarım konusunda Türkiye’nin öncü kurumu Buğday Derneği de konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, glifosatın tüm herbisitler içinde en yaygını olduğuna dikkat çekerek, “Glifosat, değişik tarım, orman, şehir ve konut uygulamalarında yaygın olarak kullanılıyor. Kullanımı, genetiği değiştirilmiş glifosat herbisitine dayanıklı ürünlerin geliştirilmesiyle daha da arttı. Genellikle GDO’lu soya ve Mısır üretiminde kullanılan ve Roundup adıyla satılan glifosat, havada, suda ve yiyeceklerin yanı sıra ilaca maruz kalan tarım işçilerinin kan ve idrarlarında da tespit edildi. ABD’de 2011’de 300 soya fasülyesi üstünde yapılan testlerde 271’inde glifosata rastlandığı belirtiliyor” tespitine yer verdi.
Buğday Derneği Eş Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu da, 2013’te ABD Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA), gıdalarda bulunabilir glisofat miktarını arttırdığını vurgulayarak şunları söyledi; “Kalıntı miktarı havuçta 25, tatlı patateste 15 kat fazlalaştırılıyor. Bu artışların, ilaç firmasının yaptığı talebin ardından gelmesi de dikkat çekici.”

Mercimekte saptandı!

Derneğin açıklamasında şu satırlar dikkat çekici:
“ABD’de soya gibi kontrollü ekimi yapılan alanlar da bile son üründe çıkan glifosat kalıntısı Türkiye’de ekilen mısırda niye çıkmasın? Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı “10-15 gün içinde toprakta parçalanır” diyerek kamuoyunu yanıltıyor. Aslında toprakta glifosatın yarı ömrü 2 ila 197 gün arasında değişiyor. Ülkemiz ithalat yoluyla bir çok tarım ürününü yurt dışından temin ediyor. AB Hızlı Alarm Sistemi verilerine göre; 2011 yılının 8. - 17. haftalarında AB ülkelerine Türkiye’den gönderilen 16 parti mercimekte glifosat kalıntısı saptandı. Türkiye ithal ettiği mercimeğin çoğunu Genetiği değiştirilmiş (GDO) mercimek üretimi yapan Kanada ve ABD’den alıyor.
Bu durumda ithal edilen ve GDO’lu olma olasılığı bulunan ürünlerin ülkemize de girme riski devam ediyor. Analizlerin yetersiz olduğu bizzat bakanlık tarafından kabul edildi. Bakanlığın 1 Ağustos 2014 tarihli resmi yazısında GDO içeren bazı mısır ve soya çeşitlerinin de Türkiye’de kimlik ve miktar tespitinin yapılamadığı belirtiliyor. Ayrıca Biyogüvenlik Kurulu, hayvan yemi olarak kullanılmak üzere 10’un üstünde GDO’lu soya ve mısır ithalatına izin veriyor. Bunların yem olarak Türkiye’ye girdikten sonra ne amaçlı kullanıldığına yönelik de bir izlenebilirlik yok.”

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/ithal-mercimekte-kanser-tehlikesi--gundem-2051295/

Photos 02/12/2016

IBS KABUSUNDAN NASIL KURTULDUM?

Uzun yıllar sindirim sistemimle ilgili sıkıntılar yaşadım. Daha çok midemden rahatsızlığım oluyordu. Safra kesem taş nedeniyle alındıktan sonra bu spazm şeklindeki ağrılar kalmadı ama mide yanması ve reflü sorunları devam ediyordu. Bir süre sonra bağırsak sorunları başladı. Sürekli gaz ve şişkinlik oluyordu, kendimi gaz bombası yutmuş gibi hissediyordum. Nedensiz yere sık sık ishal oluyordum ve 1-2 gün devam ediyordu bu durum. Bazen da kabız oluyordum. Bu durumların nedenini hiç anlayamıyordum.

Sonuçta doktora, gastroenteroloji uzmanına gittim. Doktor bunun IBS denilen Hassas Bağırsak Sendromu olduğunu ve psikosomatik bir hastalık olduğunu söyledi. Ben IBS ile yaşamaya alışmaya çalışıyordum ama hayatım çok konforsuzdu. Çalışan bir insanın toplantılardan çıkmak zorunda olması, olmadık yerlerde tuvalet aramak zorunda olmak vb durumları gerçekten çok zordu. Neye bağlı olduğunu bilemediğim için nasıl önlemler alacağımı da bilemiyordum. Bu durumda geçen birkaç seneden sonra ağır bir akut kolit geçirdim. 10 gün boyunca, iki antibiyotik verilmesine rağmen ateşim düşmedi. Akut durum geçtikten sonra kolonoskopi yapıldı ve önemli bir sorun görülmedi. Söylenen yine bu bağırsak hastalıklarının psikosomatik olduğuydu.

Bu şekilde konforsuz yaşamıma devam ederken 2011 yılında Canan Karatay'ın kitabını okudum ve uygulamaya başladım. Bu beslenme düzeniyle hem kilo verdim, hem de reflüden kurtuldum. Artık mide ilaçlarına ihtiyaç duymuyordum. Zaman içinde diyabet ve tansiyon ilaçlarını da doktor önerisiyle bıraktım.

Karatay Diyeti ile pek çok sağlık sorunumdan kurtulmuştum. Kurtulamadığım tek sorun IBS idi. Canan Hocanın kitabında gıda intoleransından söz ediliyordu ancak ben herhangi bir yiyecek nedeniyle alerjik reaksiyon yaşamadığımdan gıda intoleransım olduğunu aklıma getirmiyordum. Zaman içinde beslenme konusunda yaptığım çeşitli okumalarla sürekli yeni bilgiler edindim ve gıda intoleransının çok değişik belirtileri olabileceğini öğrendim. Bunun üzerine 2014 yılında gıda intolerans testi yaptırdım. Çay ve mayaya karşı intoleransım olduğu çıktı. Bunları yaşamımdan çıkardım. İki hafta içinde artık kanıksadığım IBS belirtilerinden hiçbiri kalmadı. Ne gaz, ne şişkinlik, ne ishal durumu yaşıyordum. Yaşamım çok konforlu hale geldi. Meğer ne kadar kolaymış o sıkıntılardan kurtulmak. Tabii ilk aklıma gelen soru neden 10 seneyi aşkın süre hiçbir doktorun aklına bu sıkıntıların gıda intoleransı nedeniyle olabileceğinin gelmediği oldu. Cevabını da kendim verdim : "İşte bu, Canan Karatay farkı."

İntoleransım olan gıdaları önerilen 6 ay süresince tüketmedim. Maya intoleransı olduğu için hiçbir fermente yiyecek yiyemiyorsunuz, yoğurt, peynir, sirke, turşu yenmiyor. Bu arada ben sağlık ve beslenme konularında sürekli okuyordum ve okuduklarımdan yararlı bağırsak bakterilerinin çok önemli olduğunu öğrendim. Bağırsaklarımızda zararlı bakteriler yararlılara baskın çıktığında bakteri dengesi bozuluyor ve buna disbiyosis deniyor. Bu durum pek çok hastalığa yol açıyor bunlardan biri de IBS. Bakteri dengesini düzeltmek için bol miktarda probiyotik içeren gıdalar tüketmek ve bunları bol miktarda lifli yiyecek yani prebiyotik tüketerek beslemek gerekiyor.

Önerilen süre dolduğunda mayalı yiyecekleri birer birer denemeye başladım. Yoğurt ve kefir bende IBS belirtilerini geri getirdi. Peynirlerde ise endüstriyel mayalı peynirleri tolere edemediğimi ancak şirden mayalı peynir yiyebildiğimi gördüm. Ben işte bu noktada bir kısır döngü içinde olduğumu hissettim. IBS'ten kurtulmak için probiyotikli gıdalar tüketmem gerekiyorken bunları tolere edemediğim için yiyememek, bunları yiyemeyince bağırsaklarımın iyileşememesi, geçirgen bağırsak sendromundan kurtulamamak bir kısır döngüydü. Ben de probiyotik takviyelerini denemeye karar verdim. Birkaç çeşit probiyotik takviyesi kullandım. Bunları kullandığım süre içinde de semptomlar kayboldu ve rahatladım.

Bu arada bu konuda sürekli okuyordum. Hatta bu konuda düzenlenen bir tıp kongresi olan Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotikler Kongresi'ne katıldık. Bu kongrede gördük ki bu konuda daha pek çok şey bilinmiyor. Probiyotik takviyelerle ilgili de çok bilinmeyen olduğunu gördük. 6 ay kadar çeşitli takviyeleri denedikten sonra bıraktım ve ne olacağını görmek istedim. IBS belirtileri geri geldi. Buradan anladım ki kullandığım takviyelerdeki probiyotik bakteriler benim bağırsaklarımda kolonize olamadılar. Aldığım sürece varlar, takviyeyi bırakınca yoklar.

Bu sırada aklıma bir arkadaşımın göndermiş olduğu sirkeleri geldi. Her sabah kalkar kalkmaz 1/3 çay bardağı sirkeyi bardağa koyup üzerini suyla doldurarak içmeye başladım. Bütün belirtiler iki hafta içinde kayboldu. Tekrar çok rahatladım. 6 ay bu şekilde devam ettikten sonra bu probiyotiklerin kolonize olup olmadığını, probiyotik takviyeler gibi mi olduğunu görmek için iki hafta sirke içmedim, belirtiler geri gelmedi. Demek ki sirkedeki bakteriler kolonize olabildi bağırsaklarımda veya sirkenin antibakteriyel özelliği SIBO yani ince bağırsakta bakteri fazlaşaşması sorununu çözümledi.

Bu sene kendi sirkemi de yapacağım. Sirkenin çok yararlı olduğunu düşündüğüm için sirke içmeye de ev yapımı sirkeyle yaptığım turşularımı tüketmeye de devam edeceğim. Bu arada yoğurdu tolere edemediğimi düşünürken koyun yoğurdu ve manda yoğurdu denedim ve gayet iyi tolere edebildim. O zaman inek sütüne asıl intoleransım olduğunu anladım. İntolerans testlerinin de çok güvenilir olmadığını düşünüyorum. Yol gösteriyor tabii, ancak insan ancak kendisi denemeyle bulabiliyor hassas olduğu yiyecekleri.

Nurçin Çağlar
Sağlıklı Yaşıyoruz

İNSANLARIN GERÇEĞİ GÖRMELERİNİ ENGELLEYEN 9 PERDE | e-mistik 02/12/2016

İNSANLARIN GERÇEĞİ GÖRMELERİNİ ENGELLEYEN 9 PERDE | e-mistik Kendini gerçeği bulmaya adamış olan herhangi biri özellikle fraktal geometride yer alan 1 ila 9 sayılarının matematiksel yapıları ve inanılmaz simetrileriyle karşılaşınca önünde sonunda şaşırmaya başlar. En temel bir örnek verecek olursak şu aşağıda yer alan dokuz eşitliğe bir bakın: (1 x 8) + 1= 9…

Want your business to be the top-listed Gym/sports Facility in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Telephone

Website

Address


Istanbul
34714

Opening Hours

Monday 10:30 - 20:30
Tuesday 10:30 - 20:00
Wednesday 10:30 - 20:30
Thursday 10:30 - 20:30
Friday 10:30 - 20:30
Saturday 10:30 - 20:30
Sunday 10:30 - 20:30