Horonevi
"Horon, ritim, uyum ve çabukluktur. Komut vermeden, yenlik yapmadan, aşağı almadan, omuz silkmeden, horon olmaz! " AsG Hiç bilmeyenler.
Oynayarak gelişmek isteyenler. Eğlenerek terapi kabul edenler. El,ele tutşmanın erdemine inananlar. Yok olan ve bozulan değerleriyle Kültürüne sahip çıkanların bir araya geldiği Yuva
09/04/2026
Yaparsa Horonevi yapar!
2013 yılında düzenlenen “Yemek Bahane, Horon Şahane” gecesinde farklı bir fikir ortaya attık:
“Herkes kendi futbol takımının formasını giysin, öyle gelsin.”
O dönem birçok kişi, “Kavga çıkar” diye endişelenmişti. Ben ise, “Hayır çıkmaz” dedim. Katılımcılardan özellikle rica ettim: Futbolun “F”si bile konuşulmayacak. Ve gerçekten de öyle oldu; o gece hiç kimse futbol konuşmadı. Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik, bir daha da benzeri olmadı.
Yönetim: AsG
Kaynak: Horonevi Arşivi
Video: Tolga Genç
Kemençe: Yunus Emre Kurt
Davul: Muzaffer Meydan
Zurna: Selçuk
hayranlar
Amaç : Eğlence Sahne Horonlarından biri..
hayranlar
30/03/2026
Karadeniz Kültürüne sevdalı şu anda hayatta olan Nihat Genç'i tanıyanlarımız var, onun bir büyüğü ve bıçak horonu partneri Hasan Genç'i de tanımanızı isteriz. Çok özel bir sese ve horona sahipti. Gösterilerdeki bıçak horonu kesinlikle kavga içinde geçerdi . Nihat ve Hasan Genç Kardeşler Harika bir partnerdiler.
Elbette, Maçka Sevinç Köyü (Soldoy) Horonu hakkında belgesel tadında bir anlatım hazırlayabilirim. İşte metninizi kullanarak oluşturduğum anlatım:
Anlatıcı: Derinlerde, Karadeniz'in yeşil yamaçlarında, kökleri yüzyıllara uzanan bir miras yaşıyor: Horon. Bir dansın ötesinde, bir yaşam biçimi, bir duygu fırtınası... Ve bu fırtınanın en özgün esintilerinden biri, Maçka Sevinç Köyü, nam-ı diğer Soldoy'da hissedilir.
Horonun kelime anlamını, görkemli tarihini, yörelere göre farklılık gösteren adımlarını ve o eşsiz kostümlerinin sırrını, elbette ki arşivlerde, kaynaklarda bulabilirsiniz. Ancak Soldoy Horonu'nun gerçek ruhunu anlamak için, bu kültürü nesilden nesile taşıyanların sesine kulak vermek gerekir. Ali Genç, Kemal Genç, Hasan Genç, Sabri Genç, Necati Genç, Fehmi Genç, Nihat Genç, Recep Genç, Temel Ziya Büyükyılmaz ve Kemal Büyükyılmaz, Halil Büyükkahraman gibi yaşayan duayenler... Onların anlatımlarında, Soldoy Horonu'nun dünü, bugünü ve geleceği saklı. Bu eşsiz birikimi, bir belgeselin titizliğiyle geleceğe taşımak, bir vefa borcudur.
Yıl 1936... İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ, bir halk oyunları festivali düzenler. Bu, sıradan bir festival değildir. Karadeniz'in kalbinden, Maçka Mataracı Köyü'nden, nam-ı diğer İlaksa'dan, meşhur yorgancı Hasan Çavuş Başkalığı'nda bir ekip yola çıkar. İşte bu ekip, çok geçmeden tüm Türkiye'nin, özellikle de gurbetteki her Karadenizlinin gurur kaynağı olacak o büyük adla anılacaktır: "KARADENİZ MİLLİ OYUNLAR EKİBİ." Yıllar boyu sürecek gösterileriyle, festivallerdeki birincilikleriyle, kültüre kattıkları paha biçilmez değerle bir efsaneye dönüşeceklerdir.
Bu efsanenin en başında, Maçka Sevinç Köyü'nden gelen o iki usta isim vardır: Davulda Veizoğlu Hüseyin, zurnada Kara Gençağa... Ve başkan dışında, horonun asıl kalbi, Soldoy'un yiğit evlatlarıdır: Ali Bal, nam-ı diğer Geyik Ali, Talip Yolsal, Bilal Genç, Çolak Abdullah, Kahraman Genç, Yetim Temel, Tek Tek Kahraman, Piliç Temel Akyüz, Neziroğun Kırbo Ali...
Bu isimler, sadece bir dans ekibi olmaktan çok öteye geçerler. Onlar, Beylerbeyi Sarayı'nın şerefli salonlarında, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'e horon oynama onuruna erişirler. Kaynaklar der ki; o gün, Ulu Önder bizzat Çolak Abdullah ve Yetim Temel'in koluna girerek horonun coşkusuna ortak olmuştur. Bu tarihi anların fotoğrafları, büyük sanatçı Nedim Otyam'ın arşivinde bir yerlerde saklı olmalıdır.
Anlatıcı: Soldoy'un horoncuları, sadece sahnelerde değil, Maçka'nın her düğününde başroldeydiler. Onların ayak sesleri, kemençenin tınısıyla birleştiğinde, her şey değişirdi. Paşa Ağa Aydemir'in bıçak horonu ustalığı, Miktar Osman Genç ve Muhammet Genç'in yarı kavga yarı gösteri bıçak horonları, dilden dile dolaşırdı. Soldoy'da horon, bir başkaydı... Orada horon, ruhun bir yansımasıydı.
1946'ya gelindiğinde, yaşam mücadelesi Soldoyluları İstanbul'a sürükler. Ancak horon, onların peşini bırakmaz. Ali Genç, Kemal Genç (Habeş), Gulik Recep, Molloğun Şevket Genç, Neziroğun Kırbo Ali, Piliç Sabri Akyüz... Onlar, "KARADENİZ MİLLİ OYUNLAR EKİBİ" adıyla gösterilerine devam ederler. Gurbette, anavatanın ezgilerini, adımlarını yaşatırlar.
Anlatıcı: Yıl 1956... Trabzon'da İlçeler Arası Halk Oyunları Yarışması düzenlenir. Soldoylular, iki ayrı ekiple katılırlar. Bir yanda ağabeyler: Helim Genç, Kara Recep, Polen Kahraman, Temel Genç... Diğer yanda ise İstanbul'dan gelen, Kemençeci Osman Genç'in (o meşhur "parmağında yüzükler, kolunda bilezikler" türküsünün gerçek sahibi) önderliğindeki ekip: Ali Genç, Kemal Genç, Emin Aydemir, Temel Ziya Büyükyılmaz, Kara Temel Genç, Fehmi Genç, Sabri Genç, Nihat Genç ve Hasan Genç.
Yarışma nefes keser. Akçaabat ekibi, aşağı almalarda bocalarken, Soldoylular salondaki yabancı konukların ayakta alkışlarıyla birinciliği kucaklarlar. Bu zafer, dönemin valisinin talimatıyla, Sürmene'den diktirilen özel kostümlerle taçlandırılır.
Bir yıl sonra, 1957'de, Yapı Kredi Bankası'nın Taksim Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlenen iller arası yarışma... 23 farklı yörenin ekipleri sahnededir. Ancak Maçka Bıçak Horonu, özellikle Ali Genç ve Kemal Genç'in ölesiye çarpıştığı o anlar, salondakileri büyüler. Ve yine birincilik, Karadeniz Milli Oyunlar Ekibi'nindir. İstanbul Gülhane Parkı'ndaki şenliklerde ise Ali Genç türküleriyle, ekip Maçka Sıksara Horonları'yla, İsmail Dümbüllü ve Zeki Müren gibi efsanelerin önünde, yörelerinin horonunu layıkıyla tanıtırlar. Onlar, sadece dans etmekle kalmaz, bir kültürü yaşatırlar.
(Müzik durulur, anlatıcının sesi daha düşünceli hale gelir)
Anlatıcı: 1963-1965 yılları arasında İstanbul'da okuyan gençlerin Türk Folklor Kurumu çatısı altında ekip kurma çabaları başlar. Soldoylular, bilgi ve birikimlerini cömertçe paylaşırlar. Folklor kurumundan ve üniversitelerin Halk Oyunları bölümlerinden yetişenler, 1965-70'lerden itibaren folklor eğitimini okullara taşır. Ancak bu süreçte, yöresel, otantik özellik taşıyan, bölge halkının yaşama biçimini ve ruhunu yansıtan o özgün horon tavırları, maalesef kısmen geride kalır. Yarışmaların ön planda tutulması, kültür aktarımında bazı sapmalara yol açmıştır.
Yoksulluk yıllarında, eğlence olarak yaptıkları halk oyununu, bir "altın bilezik" gibi mesleğe dönüştürmek zorunda kalırlar. İstanbul gibi büyük bir şehirde hayatta kalmak için her işi denerken, onlar eşsiz halk kültürünü uzun yıllar meslek olarak icra ederler.
(Müzik tekrar başlar, umut veren, hafif bir melodi)
Anlatıcı: Ama kültür ölmez. Babadan oğula, ustadan çırağa geçer. Karadeniz Milli Oyunlar Ekibi, bugün Maçka Halk Oyunları Ekibi adıyla gösterilerine devam ediyor. Ali Genç'in yetiştirdiği Aclan Sezer Genç, Özer Genç, Bora Genç, Taylan Genç, Sedat, Suat, Osman Genç, Fatih, Fuat Genç... Sabri ve Necati Genç'in yetiştirdiği Dursun Akyüz, Alican Yılmaz, rahmetli Yılmaz Bal... Bu isimler, yıllarca kültürümüze hizmet ettiler.
Uzun yıllardır yapılamayan ve Maçka yöresine özgü, o eşsiz estetik tavırları içeren sahne gösteri akışı çalışmaları, bugün Aclan Sezer Genç'in eğitiminde, Horon Evinde yeniden hayat buluyor. Berat Sadık Genç, Tolga Genç, Ayhan Bahçekapılı, Onur Eryılmaz, ve Batuhan Demirci, Barış Şahin, Halil İbrahim Şahin, Baha Demirci'nin azimli çalışmalarıyla bu miras geleceğe taşınıyor.
Bizler horonu, estetik bir ahenk içinde, tepeden tırnağa "yaprak gibi" ritmik bir titremeyi içimizde duyarak oynarız. Ayaklarda süzülerek, aşağıya almada omuzların kuvvetli ve belirgin, coşkuyla sallanmasıyla horonu hat safhada yaşarız. Asla, başka bir yöreden veya bölgeden daha iyi oynadığımızı iddia etmeyiz. Halkın olan her şeyde sadelik ve yalınlık vardır. Horonun güzelliği de tam olarak bundadır. Çok güzel oynamak, oynayanın ritmi ve müziği ne kadar derinden hissettiğiyle, ne kadar sevdiğiyle bağlantılıdır.
Kısacası... Bu kültür, hepimizindir. Ve yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak, hepimizin sorumluluğudur. Aclan Sezer Genç
hayranlar
Horonun Hafızası ve Ritmi
Horon, Karadeniz’in dalgaları gibi coşkulu, yaylaların rüzgârı gibi özgür bir oyundur. Aclan Sezer Genç’in kaleme aldığı metinlerde horon yalnızca bir dans değil, topluluk hafızasının canlı bir taşıyıcısı olarak anlatılır. Maçka’nın köylerinden ve İstanbul’daki kültürel buluşmalardan süzülen bu anlatılar, horonun hem yerel hem evrensel bir dili olduğunu gösterir.
Horonun ritmi, kemençenin keskin sesiyle birleşir; adımlar sıksara figüründe hızlanır, dizler yaylanın sert taşlarına vurur gibi yere iner. Bu hareketler, bireysel bir gösteriden çok, topluluğun uyumunu ve dayanışmasını simgeler. Her elin diğerine kenetlenmesi, her adımın ortak bir düzeni takip etmesi, horonu bir “biz” oyunu haline getirir.
Aclan’ın yazılarında horon, yalnızca geçmişin bir hatırası değil, bugünün topluluklarını bir araya getiren bir köprü olarak da görünür. Horonevi’nde yapılan çalışmalar, arşivlenen metinler ve aktarılan figürler, kültürel mirasın güncel yaşamla buluşmasını sağlar. Böylece horon, hem arşivde saklanan bir değer hem de meydanda yaşanan bir coşku olarak varlığını sürdürür.
Horonun özü, hızla değişen dünyada bile sabit kalan bir ritimdir: toplulukla birlikte hareket etmek, geçmişi bugünde yaşatmak ve geleceğe aktarmak.
Click here to claim your Sponsored Listing.
Location
Contact the business
Telephone
Website
Address
Istanbul
34714